Olmadı, Çünkü zaten olmuştuk!
Çünkü biz ışığın değil , yıldızların peşinden koştuk.
Bir başkasına dönüşmeden,
Kalabalığın gürültüsünde,
birbirine benzeyen sesler arasında
kendi sesimizi sakladık.
Maskeler çoğaldı—
biz eksildik.
Aynalar doluydu
Yüzler yoktu.
o an—
kendimizde kaldık.
Biz orada rol yapamadık.
Sen de ben de...
Işığımızın kendimizden geldiğini farkettiğimizde
Gölge yerini buldu
Kendine döndü.
O gün adımızı değil
Kendimizi taşıdık
Ve evet, kendimize teslim olduk.
Bir gün herkes gibi olacaktık…
Bir çok kez de denedik
ama olmadı
çünkü zaten olmuştuk.
Yürüdük , denedik
Uyum sağladık sandık!
Yeni adlar, yeni yüzler, yeni korkular
Kulaklarımda çölden esen bir rüzgar
Susmayan bir ben vardı
Ben olan ben!
Kumullar değişse de çöl hep aynı kalırdı.
nihayet ve artık kendimiz gibi kalmayı seçtik.
İşte o gün gerçekten doğduk.
Sessizliğimiz bazen öyle bir dost ki,
bir yudum çay gibi ısıtıyor içini,
bir eski şarkı gibi sarıyor geceyi.
İsyan ettik ama yumruk değil,
şiir sıktık havaya.
kalp giydik üstümüze.
Bir cümleyi sevdik,
bir çocuğun gözyaşına diz çöktük,
bir kedinin açlığına utandık.
İşte bu yüzden olamazdı
Ve işte orada başladı asıl hikâye…
Olmadı, çünkü biz zaten çoktan olmuştuk.
Olmadı, çünkü
yalanlara evet diyemedik.
içimizde hâlâ
çocukluğumuzun ağlayamayan hâli vardı.
Güveniyorduk…
bir çiçeğe, bir sabaha, bir "merhaba"ya.
İşte bu yüzden,
bu çağın kurallarına göre
kaybetmiştik.
Ama biz öyle güzel kaybettik ki,
yüzümüzü kaybetmedik.
Ama biz öyle derin düştük ki,
kendimizi bulduk.
Olmadı… çünkü "olmak" zaten bir tercih değil,
bir bedeldi. . ödedik.
Şimdi yalnızız,
ama yalnızca değiliz.
Çünkü bir yerlerde,
aynı şiire ağlayan
aynı yıldızı izleyen
aynı “olmayan”lar var.
Bir yerlerde—
aynı kelimede duranlar,
aynı yarayı taşıyanlar,
aynı göğe bakanlar.
Ve biz—
tanırız onları.
Sessizliğinden.
Bir gün—
gece hafifler.
Bir gün—
uzun bir uykudan sonra
kendine varır
tüm kaybolmuş çocuklar.
Ve biz onlardanız.
Bir gün aydınlatır gecemizi yıldız tozları
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder